Güney Kıbrıs Rumları Ne Halde?

 

 

On yıllardır yan gelip yatan, bankalarında Rusların ve başka ülkelerin kara paralarını aklayan Güney Kıbrıs Rumları bir lokma ekmeğe muhtaç hale geldi.

 

Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin ekonomik olarak zora düşmesi, dünyadan dışlanması için her türlü tuzağı kuran, hileyi yapan Rumlar AB’den istediği paraları koparamaz oldu.

 

10 milyon nüfuslu Yunanistan 400 milyar Euro’luk borç batağına saplandı. Arkasından da 800 bin nüfuslu Rumlar küresel tefeci bankerlerin eline düştü.

 

Rumların bankaları 10 gündür kapalı. Açtıkları anda herkes paralarını çekecek ve ülke tamamen çökecek.

 

Uluslararası kredi derecelendirme kurumları Rumların kredi notunu dünyanın en düşük seviyesine indirdi.

 

Rum borsası son 10 yılda yüzde 98 oranında değer kaybetti. Yani 100 birim hisse senedi olanın parası 1.5 birime indi.

 

2014 yılında adanın kuzeyine Türkiye’den deniz altına döşenen borularla su gelecek. Bu su kuzeyin tarımsal üretim potansiyelini bir kaç kat artıracak.

 

2004 yılında yapılan referandumda kuzey ile güneyin birleşmesini red eden Rumlar Türkiye’ye el açacak hallere düştü.

 

Rum Ortodoks Kilisesinin Güney Kıbrıs yönetiminde önemli etkisi var. Çağdışı din adamlarının ırkçı politikaları onları çökertti.

 

Rumlar neden battı derseniz şunları belirtebilirim:

– Sadece öğlene kadar mesai yaptılar.

– 12 ay çalışan kamu personeline 13 hatta 14 maaş ödediler.

– Türkiye’nin siyasi, ekonomik, askeri gücünü küçümsediler.

– Devlet bütçelerinin yarısını yıllarca silah harcamalarına ayırıp adayı cephanelik haline getirdiler.

– Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınmaması, batması için her türlü hileyi yaptılar.

– AB’nin kara para aklama işlerine sonsuza kadar göz yumacağını sandılar.

– Ülkelerine gelen turistleri sonuna kadar kazıkladılar.

– Senenin yarısını tatil yaparak geçirdiler.

 

  

Ali Özdemir / Eğitimci – Yazar – Yayıncı

Web: www.aliozdemir.net

Tlf.: 0505 220 83 85 (TC) – 0533 838 60 97 (KKTC) – 0542 885 34 78 (KKTC)

E-posta: aozdemir53@hotmail.com

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Köşe yazarlığı üzerine

 

 

Ülkemizde yüzlerce köşe yazarı mevcut. Ulusal – yerel gazeteler, dergiler, web siteleri derken her yerden yazar fışkırıyor.

 

Hasbelkader önde gelen yazarlarımızı 20 – 25 yıldır düzenli olarak takip etmeye çalışıyorum. Yazılarını okuduğumda mutlaka yeni bir şey öğrendiğim, yeni pencerelere ulaştığım yazarları şöyle sıralayabilirim:

 

Hürriyet: Yılmaz Özdil, Mehmet Yakup Yılmaz, Osman Müftüoğlu, Ahmae Hakan Coşkun

 

Habertürk: Fatih Altaylı, Abdurrahman Yıldırım

 

Sabah: Engin Ardıç, Mehmet Barlas, Hasan Celal Güzel

 

Vatan: Mustafa Mutlu, Can Ataklı

 

Sözcü: Emin Çölaşan, Necati Doğru, Uğur Dündar, Saygı Öztürk

 

Cumhuriyet: Bekir Coşkun, Erol Manisalı

 

Milliyet: Melih Aşık, Hasan Pulur, Mehmet Tezkan

 

Aydınlık: Sabahattin Önkibar, Özdemir İnce

 

Yurt: Cüneyt Ülsever, Yaşar Nuri Öztürk

 

Yeniçağ: Arslan Bulut, Savaş Süzal

 

Milli Gazete: Mehmet Şevket Eygi

 

Bugün: Yaşar Erdinç

 

Zaman: Selim Işıklar, Ekrem Dumanlı

 

Star: Fehmi Koru, Selahattin Dönmez

 

İnternet sayesinde hiç bir yazarı kaçırmadan, istediğim vakitte takip edebilmek çok güzel.

 

Eskiden gazetelerin tüm köşe yazarlarını okurdum. Ancak yıllar geçtikçe bir çok yazarın hep aynı konuları yazıp durduğunu fark ettim ve onları defterden düştüm.

 

Örneğin 50-60 yıllık yazar Çetin Altan son yıllarda iyice kabak tadı vermeye başladı.

 

Sonuç olarak, kendi bilgisini sürekli olarak geliştirmeyen, olaylara ideolojik pencereden at gözlüğüyle bakan, Türkçe’yi doğru kullanamayan köşe yazarı türünün Türk basınından silineceği günleri özlemle bekliyorum.

 

 

  

Ali Özdemir / Eğitimci – Yazar – Yayıncı

Web: www.aliozdemir.net

Tlf.: 0505 220 83 85 (TC) – 0533 838 60 97 (KKTC) – 0542 885 34 78 (KKTC)

E-posta: aozdemir53@hotmail.com

KKTC

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Sadece testlerle yetenek ölçülebilir mi?

 

 

Milyonlarca çocuğumuz, gencimiz, yetişkinimiz şıklı testlerden oluşan sınavlara giriyor. Formülleri ezberleyenler, dersanelere çuvalla verip soruları hızlı çözme taktiklerini öğrenenler yüksek puanları alarak iyi yerlere ulaşıyorlar.

 

Kanaatimce bu yöntem kesinlikle yeterli değildir. Sadece testlere bel bağlayarak yapılan seçmeler bizi doğruya götürmez.

 

Kan görünce bayılandan hekim, elleri titreyenden dişçi, konuşamayandan avukat, karanlıktan korkandan madenci, ezberleyemeyenden din adamı olmaz. Sadece test usulü sınavlarla insanların fiziksel yeteneklerini ölçemeyiz.

 

TSE, CE, ISO standartlarına göre çalışan özel şirketler işe alacağı elemanların zekasına, bilgi düzeyine, el becerisine, diksiyonuna, giyimine, el yazısına, deneyimlerine vb. bakarak tercih yapmaktadır.

 

Son 40 yılda bütün seçimler testlerle yapıldığı için okullar test kitaplarından başkasına değer verilmeyen mekanlara dönüşmüştür. Laboratuvarlar, işlikler, atölyeler süs eşyası haline sokulmuştur.

 

Her türlü matematik sorusunu yapabilen ama portakal soymaktan aciz, fast food ile beslenen, elinden telefonu düşürmeyen, sosyal ağ sitelerine bağımlı hale gelmiş, 300 kelimeyle konuşan, kitap, gazete, dergi okumayan bir nesil ile nereye varabiliriz?

 

Üniversite, lise, ortaokul ile ilgili sınavlardan sonra psikolojik, psikomotor (devinsel) durumları ölçen sınavlar (ölçümler) yapılırsa bireylerin yanlış meslekler seçmesi önlenmiş olur. Mülakatlarda torpil dönebilir diyenler olabilir. Yetkin insanlardan oluşan jürilerle hukuksuzlukları önlemek olasıdır.

 

Ülkemizde sadece testlerle öğrenci, memur seçimleri yapıldığı için bir çok insan öğrenim gördüğü alanın dışında çalışmaktadır. Bu ise ülkenin kaynaklarının boş yere harcanması anlamına gelmektedir.  

 

Gazetecilik okuyan pazarcı, madencilik okuyan boyacı, biyoloji okuyan bakkal, arkeoloji okuyan kafeci, iktisat okuyan şarkıcı oldukça sorunlarımız azalmayacaktır.

  

Ali Özdemir / Eğitimci – Yazar – Yayıncı

Web: www.aliozdemir.net

Tlf.: 0505 220 83 85 (TC) – 0533 838 60 97 (KKTC) – 0542 885 34 78 (KKTC)

E-posta: aozdemir53@hotmail.com

KKTC

 

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Kıbrıslı Rumlar yok oluş sürecine girdi

 

 

Farklı kaynaklarda toplam nüfusu 800 bin ile 1 milyon 100 bin arasında olduğu söylenen Güney Kıbrıs Rum toplumu Mart 2013 itibariyle ekonomik olarak iflas etmiştir.

 

Rum siyasetçileri bankalarda 100 bin Euro’dan (235 bin TL) fazla parası bulunanların varlıklarına resmen el koydu. 

 

Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan 300 bin kişilik Türk toplumuna 60-70 yıldır olmadık eziyetleri yapan, ekonomik ablukaya alan, üçüncü ülkelere göçe zorlayan, asimile etmeye çalışan, dünyadan izole eden Rumlar öyle bir çukura düştüler ki 100 yılda bile kurtulmaları zor görünüyor.

 

Rumlar bankalarından cüz’i miktarda para çekebiliyorlar. Esnaf bankaların verdiği kredi kartlarını para yerine kabul etmeyip nakit ödeme talep ediyor.

 

Güneyde kamudan emekli maaşı alan 70 bin kadar Rum’a aylık olarak sadece 524 Euro güç bela ödenebiliyor.

 

Büyük Rum bankaları, marketleri, alışveriş merkezleri birer birer batıyor.

 

AB’ye üye olduktan sonra şımarık çocuk edasıyla havuzlu villalara, 3000 cc motorlu arazi taşıtlarına, ultra lüks ev eşyalarına abanan Rumlar yıllarca yılda 1 milyar dolarlık ihracat yapabilirken 7 milyar dolarlık ithalat yaptılar.

 

Gösteriş üzerine kurulu, üretmeden tüketen Kıbrıs Rumlarının ipini Almanya’nın önderliğindeki AB ülkeleri çektiler.

 

İsrafa, şatafata, 13-14 maaşa, cari açığa devam ederseniz açlıktan ölürsünüz öngörüsüyle yüzyüze gelen Rumlar ne yapacaklarını bilemez hale düşmüşlerdir.

 

Açlık, sefalet tehlikesiyle karşı karşıya olan Rumlar Türkiye’ye KKTC’ye ettiği kötülüklerin cezasını çekmeye başlamıştır.

 

Türklere tepeden bakan, bizleri insan olarak bile görmeyen Ortodoks Hıristiyan Rumlar ekonomik krizin tokatını yedikçe Türkiye’ye el açar duruma gelecekler ve KKTC’ye uyguladıkları ablukayı kaldırmak zorunda kalacaklar diye düşünüyorum.

 

2003’te Annan Planına evet deyin, AB’ye girin, para içinde yüzmeye başlayın söylemini kullanan liberal (?) aydınlar Rumların düştüğü perişan hal hakkında çık çıkaramıyorlar. Sanırım utanç içinde yaşıyorlar. Yalanları onların peşini bırakmıyor.  

 

   

Ali Özdemir

Web: www.aliozdemir.net

Tlf.: 0505 220 83 85 (TC) – 0533 838 60 97 (KKTC) – 0542 885 34 78 (KKTC)

E-posta: aozdemir53@hotmail.com

KKTC

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

İMKB tehlikeli seviyelere yükseldi

 

 

1 Nisan 2013 itibariyle yeniden 86 bin puan seviyelerine gelen İMKB’de işlem gören hisseler ilk 3 aylık süreçte ortalama yüzde 10 prim yaptı.

 

Politik gelişmeler, yabancı kredi derecelendirme kuruluşlarının not artırımları gerekçe gösterilerek yükseltilen İMKB endeksi Nisan ayından tehlike sinyalleri üretmeye başladı.

 

Borsa hakkında yorumlar yazan 3-5 ekonomist zirveye yaklaşıldığını dile getiriyor. Büyük spekülatörlerin sözcülüğünü yapan kimi analizciler ise endeksin 100 binlere doğru gideceğini yazarak amatör yatırımcıların soyulmasına zemin hazırlıyorlar.

 

Son 15 aylık dönemde 48 binlerden 86 binlere gelen İMKB tehlikeli sulara girmiş görünmektedir. En ufak bir politik, ekonomik, askeri gelişmede işlem hacmi dar olan hisseler kısa sürede yarı fiyatına inebilecek haldedir.

 

Küçük yatırımcılara şunu önermek istiyorum: İMKB 30, İMKB 50, İMKB 100 endekslerine dahil olan hisselerin dışında kalanlara para yatırırken çok dikkat etsinler.

 

Bir hisseyi alırken son 3-5 yıllık fiyat grafiklerine bakmanın çok yararı olacaktır. Sağlam yapılı, kar eden şirketlerin fiyat grafikleri istikrarlı bir biçimde yükselir. Kötü yönetilen, spekülatif şirketlerin hisselerinin fiyatları ise çok oynaktır.

 

   

Ali Özdemir

Web: www.aliozdemir.net

Tlf.: 0505 220 83 85 (TC) – 0533 838 60 97 (KKTC) – 0542 885 34 78 (KKTC)

E-posta: aozdemir53@hotmail.com

KKTC

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Otomasyon sistemlerinde yapılan büyük soygun

 

Son 30 yıldır PLC adlı cihazı üreten 4-5 farklı yabancı otomasyon firması 100-500 Euro gibi fiyatlara aygıt ve yazılım satarak ülkemizi alabildiğine sömürmektedir. 

PLC cihazlarının içinde 1-2 dolarlık PIC entegresi, 1-2 dolarlık DC güç kaynağı, 1-2 dolarlık mini röleler vb. mevcuttur. 

PIC entegrelerini BASIC dilinin 10-15 komutuyla mükemmel biçimde programlamak mümkündür. 

PIC’leri kullanmayı öğrenen bir kişinin PLC ile uğraşmasına, para saçmasına gerek yoktur. 

Bir çok teknik okulumuzda PIC’leri ASSEMBLER adlı ilkel dil ile programlamak için zaman kaybeden eğitimciler mevcuttur. ASSEMBLER, binanın temelini kazma ile açmaya benzer. BASIC ya da C dilleri ise kepçe ile temel kazmak gibidir. 
Bir an önce ASSEMBLER diliyle PIC programlamaktan vazgeçilmelidir. 

BASIC dilini öğrencilere öğretmek son derece kolaydır. 

BASIC ile PIC’leri programlamayı öğrenmek isteyenlere her türlü “temel” bilgi ve belgeyi web ortamında parasız olarak sunuyorum. 

Lütfen 3-5 saat zaman ayırarak BASIC ile PIC programlamayı öğreniniz. sadece 10-15 dolara en son model PLC’nin yaptığı işleri yapmak mümkündür. 

PLC cihazlarının kurulumu, bakımı, onarımı, yedek parçaları için her yıl 300-500 milyon dolarlık bir servetimizi yabancılara kaptırıyoruz.

Üniversitelerimizin teknik eğitim veren dalları da PIC’i BASIC ile programlamayı mutlaka öğretmelidir.    

 

Ali Özdemir

Web: www.aliozdemir.net

Tlf.: 0505 220 83 85 (TC) – 0533 838 60 97 (KKTC) – 0542 885 34 78 (KKTC)

E-posta: aozdemir53@hotmail.com

KKTC

 

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Banka soygunları

 

 

Banka karşıtı değilim. Onlar ekonominin çarklarının dönmesinde önemli görev icra ediyorlar. Üreticiye, tüketiciye açılan krediler sitemi ayakta tutuyor.

 

Onlarca bankamızın binlerce şubesi ülkemizin dört bir yanında faaliyet gösteriyor. Fiyakalı reklamlarla müşteri çekmeye çalışan kimi bankalarımız milyonlarca / milyarlarca dolar kar açıklarken kendi personelini 10-12 saat çalıştırıp 800-900 TL maaş veriyor.

 

Çalışanlarına karşı son derece cimri olan bazı bankalarımız havale, EFT, hesap işletimi, kart aidatı gibi adlarla sürekli olarak fahiş paralar kesiyor.

 

Bir kaç örnek vereyim:

– x devlet bankasında EFT 0 – 1 TL iken y özel bankasında 2.75 TL

– x devlet bankasında havale 0 – 25 Kuruş iken y özel bankasında 1 TL

– x devlet bankasında hesap işletim ücreti yokken y özel bankasında 40 TL

– x devlet bankasında kredi kartı aidatı yokken, y özel bankasında 60 TL

– x devlet bankasında 50 bin TL’lik konut kredisi çekiminde masraf 1500 TL iken, y özel bankasında 2500 TL.

 

Konuyu uzatıp okurları sıkmak istemiyorum. Ancak kimi özel bankalarımızın müşterilerini sürekli olarak tokatlamasına devletin dur demesi gerekiyor diye düşünüyorum.

 

Ali Özdemir

Web: www.aliozdemir.net

Tlf.: 0505 220 83 85 (TC) – 0533 838 60 97 (KKTC) – 0542 885 34 78 (KKTC)

E-posta: aozdemir53@hotmail.com

KKTC

 

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized